Japonya ve Türkiye’de Uygulanan Deprem Uyarı Teknolojileri – 25 Eylül 2014

Anasayfa » Haberler » Japonya ve Türkiye’de Uygulanan Deprem Uyarı Teknolojileri – 25 Eylül 2014

Seminer Hakkında

Bu etkinliği düzenlemekteki amacımız, deprem uyarı teknolojileri konusunda farkındalığımızı artırmaktır. Bu nedenle, yaşadığı deprem sıklığı ve bu konudaki teknolojisiyle Dünya’ya önderlik eden Japonya ve ülkemizde uygulanan sistemler hakkında bilgi edinmeyi hedeflemekteyiz.

Ülkemizin nüfusunun %30’dan fazla bir kesimi %9 alanı oluşturan Marmara bölgesinde yaşamakta ve gayri safi milli hasılanın yaklaşık %40’ı bu bölgede üretilmektedir. Marmara bölgesinde 1999’da meydana gelen Kocaeli ve İzmit depremleri ülkenin ekonomik altyapısına 6 milyar dolar zarar vermiş ve 20.000’e yakın can kaybına neden olmuştur.

Benzer şekilde 1995 Kobe depreminde 6.500 can kaybı olmuş ve ekonomik kayıp, (gayrisafi milli hasılasının %2.5’i olarak) 150 milyar dolar ile Dünya’nın en pahalı deprem felaketi olarak tarihe geçmiştir. Bu kadar pahalı bir sonucun olmasındaki esas sebep Marmara bölgesine benzer şekilde Kobe şehri ve etrafının yoğun endüstri bölgesi olmasıdır.

Özellikle Kobe depreminde 150 milyar dolarlık devasa bir ekonomik kaybın oluşması, insan yoğun ortamlarda ve endüstri tesislerinde deprem uyarı sistemlerinin ne kadar gerekli olduğunu göstermiştir. Bu kadar büyük bir zararın büyük bölümünün 20 saniye süren bir depremde değil, depremin tetiklediği gaz sızıntısı, elektrik kontağı, patlama, yangın ve yüksek binalarda insani panik gibi bir dizi ikincil afetler sonucunda gerçekleşmesi, Japonya’da bu tür risklerin azaltılmasına dönük mevcut ancak yetersiz olduğu anlaşılan deprem uyarı teknolojilerinin geliştirilmesini zorunlu kılmıştır.

Depremlerde can kayıplarının azaltılması ve ekonomik yatırımlarımızın korunması için vaz geçilmez görülen erken uyarı ağı ve kendi başına bağımsız çalışan uyarı sistemleri, yenilenen teknolojilerle geliştirilmeye devam edecektir.

Program

13:30-14:00: Kayıt – Karşılama

14:00-14:05 Açılış Konuşması: Yusuf Zahit Gündoğdu
(Fuji Mühendislik Türkiye, Başkan)

14:05-14:25 Konuk Konuşmacı: Prof. Dr. Mustafa Erdik
(Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü)
İstanbul Deprem Erken Uyarı ve Hızlı Bilgi Sistemleri

14:25-14:45 Konuk Konuşmacı: Prof. Dr. Hasan Boduroğlu
(Türkiye Deprem Vakfı, Yönetim Kurulu Başkanı)
Deprem ve Farkındalık

14:45-15:05 Konuk Konuşmacı: Prof. Dr. Ali Pınar
(Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü)
Kandilli Deprem Araştırma Merkezince Yürütülen Marmara Bölgesi Erken Uyarı Sistemi

15:05-15:25 Kahve Servisi

15:25-15:45 Konuk Konuşmacı: Dr. Fatih Sütçü
(İstanbul Teknik Üniversitesi, Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü)
Japon Meteoroloji Ajansının Afet Uyarı Sistemleri

15:45-16:05 Konuk Konuşmacı: Toshikazu Igarashi
(IMV Corporation Japonya, İcra Kurulu Üyesi)
Japonya’da Uygulanan Genel Deprem Uyarı Sistemleri

16:05-16:30 Kapanış Konuşması: Yusuf Zahit Gündoğdu
(Fuji Mühendislik Türkiye, Başkan)
Japonya’da Uygulanan “Gerçek Zamanlı” Deprem Uyarı Sistemleri

16:30-17:00 Soru – Cevap

17:00-17:30 Kahve Servisi

Program Konuşmacıları

Yusuf Zahit Gündoğdu

Fuji Mühendislik Türkiye, Başkan

Yusuf Zahit Gündoğdu Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nü 1985 yılında bitirmiş, Boğaziçi Üniversitesi’nden yüksek lisans derecesini ise 1988 yılında almıştır. 29 yıllık iş hayatı boyunca birçok projenin yöneticiliğini ya da doğrudan mühendisliğini yapmıştır. Yurtdışı çalışma tecrübeleri Doğu Asya, Batı Asya ve Rusya’yı kapsamaktadır. Japonya’da 1992-1999 yılları arasında 7 yıl çalıştığı mühendislik firmalarında Kobe depremi ertesinde birçok güçlendirme projesinde çalışmıştır. Yüksek performanslı deprem mühendisliği kapsamında, yüksek yapılar, köprüler ve kıyı yapılarının tasarımı ile mevcut yapıların güçlendirilmesi konularında tecrübelidir.

Prof. Dr. Mustafa Erdik

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü

Prof. Dr. Mustafa Erdik ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 1970 yılında mezun olduktan sonra 1972 ve 1975 yıllarında ABD Rice Üniversitesi’nde Master ve Doktora çalışmalarını tamamlamıştır. 300’ü aşkın teknik makale ve 6 adet kitabın yazarı veya ortak yazarıdır. Almış olduğu uluslararası ödüller arasında TÜBİTAK Bilim Teşvik Ödülü, Nato Zirvesi Bilim Ödülü, Birleşmiş Milletler-Sasakawa Afetlerin Önlenmesi Ödülü ve SSA-EERI-COSMOS kuruluşları tarafından ortak olarak takdim edilmiş Bruce Bolt madalyası bulunmaktadır.

Prof. Dr. M. Hasan Boduroğlu

Prof. Dr. M. Hasan Boduroğlu (1944) Robert Kolej Mühendislik Yüksek Okulu İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 1967 yılında yüksek lisans diplomasını aldıktan sonra doktora çalışmalarını University of California, Berkeley ve University of Denver’da tamamlamıştır. 1985-1991 yılları arasında İ.T.Ü. İnşaat Fakültesi Dekanı,1998-2004 yılları arasında İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı, 2003-2011 yılları arasında İTÜ-SUNY University at Buffalo İnşaat Mühendisliği Çift Diploma Programı Koordinatörü olarak görev yapmıştır. 2004 yılından beri Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Başkanıdır.

Prof. Dr. Ali Pınar

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı

Prof. Dr. Ali Pınar (1961) İstanbul Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü’ndeki yüksek lisans çalışmalarını 1986 yılında tamamlamıştır. 1995 yılında Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü’nde “Büyük depremlerin kırılma süreçlerinin izlenmesi” başlıklı doktora tezini tamamlamıştır.  2000-2012 yılları arasında İstanbul Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev almıştır. 2012 yılından itibaren Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Deprem Mühendisliği Anabilim dalında Deprem Erken Uyarı Sistemleri konusunda çalışmalarına devam etmektedir.

Dr. Fatih Sütçü

İstanbul Teknik Üniversitesi, Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü

Dr. Fatih Sütçü (1979) inşaat mühendisliği alanında lisans derecesini YTÜ’den ve deprem mühendisliği alanında yüksek lisans derecesini İTÜ’den almıştır. Doktorasını 2007 senesinde Japonya’nın Tohoku Üniversitesi’nde tamamlamıştır. 2012-2013 arasında Tokyo Institute of Technology’de depreme dayanıklı yapı tasarımı ve mevcut yapıların yenilikçi yöntemlerle depreme karşı güçlendirilmesi konusunda araştırma ve deneyler yapmıştır. Halen İstanbul Teknik Üniversitesi, Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü’nde çalışmaktadır.

Toshikazu Igarashi

IMV Corporation Japonya, İcra Kurulu Üyesi

Merkezi Japonya’da bulunan Kanematsu Corporation şirketinde 1975 yılında işe başladı. 1975-1999 yılları arasında, sırasıyla Calgary Canada, İngiltere Londra ve Japonya merkez ofislerinde satış müdürü olarak çalışmıştır. 2000 ile 2008 yılları arasında SKF Japonya şirketinde pazarlama müdürü olarak çalışmıştır. 2008 yılından itibaren IMV Corporation firmasının global pazarlardan sorumlu icra kurulu üyesidir.

Konuşma Özetleri

Yusuf Zahit Gündoğdu

Konferansın açılış konuşmasını yapan Fuji Mühendislik Türkiye Başkanı Yusuf Zahit Gündoğdu, düzenlenen bu konferans ile Japonya ve Türkiye’de uygulanan deprem uyarı sistemleri hakkında ilgili kişi ve kurumlara bilgi verilmesinin hedeflendiğini kaydetti. Gündoğdu, 1999’da yaşanan Kocaeli ve İzmit depremlerinden bahsederek, depremin doğurduğu can kayıplarına değindi. Yusuf Zahit Gündoğdu, depremde olası can ve ekonomik kayıpların azaltılması için nüfusun yüksek olduğu bölgelerde ve endüstri tesislerinde deprem uyarı sistemlerinin gerekliliğine dikkatleri çekerek, “Depremlerde can kayıplarının azaltılması ve ekonomik yatırımlarımızın korunması için vazgeçilmez görülen erken uyarı ağı ve kendi başına bağımsız çalışan uyarı sistemleri, yenilenen teknolojilerle geliştirilmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

Konferansın son konuşması için tekrar kürsüye çıkan Fuji Mühendislik Türkiye Başkanı Yusuf Zahit Gündoğdu ise deprem etkisiyle oluşan ikincil afetlere dikkat çekerek, ‘gerçek zamanlı uyarı sistemleri’yle alınabilecek önlemleri aktardı. Deprem anında insanların doğru aksiyon alamayacağının altını çizen Gündoğdu; “Deprem olurken bir kontrol veya kumanda yapabilmek zor ve hatta olanaksızdır. Deprem sonrası ikincil afetlerin önlenmesinde, deprem anında müdahale ve hemen harekete geçme hayati önem taşır. ‘Gerçek zamanlı uyarı sistemiyle kritik işlevler durdurularak, ikincil afetleri önlemek mümkün” dedi.

Doç. Dr. S. Ümit Dikmen

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. S. Ümit Dikmen, “İstanbul Deprem Erken Uyarı ve Hızlı Bilgi Sistemleri” adında bir sunum gerçekleştirdi. Dikmen, İstanbul’da 100 yerde depreme duyarlı sensörlerin yerleştirildiğini kaydederek, erken uyarı sisteminin sanıldığı gibi depremi önceden haber veren ve binalardan erken çıkmayı sağlayan bir sistem olmadığının altını çizdi. Dikmen, erken uyarı sistemlerinin, deprem sırasında elektrik, doğalgaz gibi büyük tehlikeler yaratabilecek sistemleri durdurmayı amaçlayarak, daha büyük felaketlerin önüne geçmeyi hedeflediğini belirtti.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Kapasitesinin Arttırılması Projesi’ni (İSMEP) anlatan Dikmen, öncelikli olarak projenin öncelikli kamu binalarının sismik risk karşısındaki durumlarının incelenmesi ve bu inceleme sonuçlarına bağlı olarak güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılmasına karar verme aşamasında yardımcı olduğunu belirtti. Bu sistem ile hasar tahmini yapabildiklerinin altını çizen Dikmen, hangi binaya, nasıl, erken müdahale edilmesi gerektiğinin bilindiğini yineledi. Dikmen, Yüksek katlı binalar ile endüstriyel tesislerde sismik hareketleri kontrol eden kayıt aletlerinin yerleştirildiğini ifade ederek, deprem sonrası alınan kayıtlarda binaya müdahalenin detaylarının çıkarıldığını kaydetti.

Kültürel tarihi yapıların da bu izlemeye tabi tutulduğunu söyleyen Dikmen; Ayasofya Müzesi, Süleymaniye Camisi, Fatih Camisi, Mihrimah Sultan Camisi ile Sultanahmet Camisi’nin izlenen yapılar arasında olduğunu kaydetti. Dikmen, yeni yapılan 3. boğaz köprüsü ile beraber diğer boğaz köprülerinde de deprem takibinin yapıldığını söyledi.

Marmaray’ın takip edildiğini ifade eden Dikmen, Marmaray’ın denizin içinde olan 11 tüpten her birinin başında ve sonunda kayıt cihazlarının olduğunu kaydetti.

Prof. Dr. Hasan Boduroğlu

Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hasan Boduroğlu, “deprem ve farkındalık” adı altında bir sunum gerçekleştirdi. Boduroğlu, farkındalık kavramına değinerek, bölgede beklenilen büyük bir depremin riskleri ve etkileri üzerinde bilinçli olmanın gerekliliğine değindi. Boduroğlu, “Her şeyden önce bu riskin farkında mıyız? Bu risk evimizle, işyerimizle ilgili olabilir. Ayrıca okul, hastane gibi kullandığımız diğer yerlerle de ilgili olabilir” dedi.

Boduroğlu, depreme dayanıklı yapılmayan binaların depremde yıkılacağını belirterek, yapısal olmayan tehlikelere de dikkatleri çekti. “Gerçekten ‘farkında’ değiliz, tehlike içindeyiz” diyen Boduroğlu, ölüm ve yaralanma risklerinde ilk akla gelenin “binalar” olduğunu yineledi. Bina yıkılmadığında, binanın içinde de eşyalardan kaynaklı tehlikeler olabildiğini anlatan Boduroğlu, riskleri belirleyip hazırlık yapmanın önemine vurgu yaptı. Boduroğlu, paneli izleyenlere deprem öncesinde, deprem sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler hakkında bilgiler vererek, “depremden korkmayın, depremi öğrenin” dedi.

Prof. Dr. Ali Pınar

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırma Enstitüsü’nden Prof. Dr. Ali Pınar, etkinlikte yaptığı sunumda, Kandilli Deprem Araştırma Merkezi’nce yürütülen Marmara Bölgesi Erken Uyarı Sistemi’ne ilişkin bilgiler paylaştı. Bölgesel ve On-site deprem uyarı sistemlerini karşılaştıran Pınar, deprem bölgesine yakın alanlarda onsite sistemin, daha uzak noktalarda ise bölgesel sistemin tercih edilmesi gerektiğini belirtti.

Kandilli Rasathanesi’nin on-site deprem erken uyarı çalışmalarında kullandığı sismik ağ hakkında bilgi veren Pınar, daha sonra rasathanenin bölgesel deprem erken uyarı algoritmaları Virtual Seismologist (VS), Presto ve ElarmS’dan bahsetti.

Deprem erken uyarı sistemlerinde genelde kısa ve rijit yapıların dikkate alındığına dikkat çeken Prof. Dr. Ali Pınar, sismik enerjinin büyük kısmını uzun periyotlu dalgaların taşıdığını, dolayısıyla deprem uzakta meydana gelse bile yüksek yapıların risk altında olduğunun altını çizdi. İstanbul’da her geçen yıl uzun periyotlu yapıların ve yüksek binaların sayısı giderek arttığını vurgulayan Pınar, “Bu nedenle özellikle uzak depremlerin etkilerini azaltmak için bölgesel deprem erken uyarı çalışmaları önem arz etmektedir” dedi.

Dr. Fatih Sütcü

İTÜ Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü’nden Dr. Fatih Sütcü, “Japon Meteoroloji Ajansı Afet Uyarı Sistemleri / Japon Deprem Erken Uyarı Sistemi Gözlemleri” başlıklı konuşmasının başında, 2003-2006 yıllarında doktora çalışması için bulunduğu Tohoku Üniversitesi binası ile doktora sonrası çalışmalarını gerçekleştirdiği Tokyo Teknoloji Enstitüsü binalarında, Fukushima faciasının yaşandığı 11 Mart 2011 tarihli büyük deprem sonrasında yapılan güçlendirme çalışmalarını aktardı. Sütcü’nün aktarımına göre, Tohoku Üniversitesi’nde sismik izolasyonlu yeni bir bina tasarlanırken, 1968 tarihli Tokyo Teknoloji Enstitüsü ise cepheye eklenen burkulması önlenmiş çapraz bağlar (BRB) ile güçlendiriliyor.

Sunumunun devamında Japon Meteoroloji Ajansı’nın, depremi de içeren afet uyarı sistemleri hakkında bilgi veren Sütcü, Erken Uyarı Sistemi için elde edilen deprem bilgisinin Japon Meteoroloji Ajansı’na bağlı Deprem Gözlem Sistemi’nde toplandıktan sonra, 4 saniye boyunca çeşitli algoritmalarla analiz edilerek, deprem dalgası olduğu tespit edildikten sonra, Deprem Gözlem Sistemi’ne aktarıldığını söyledi. Erken uyarı sistemi bilgi akışındaki sonraki aşama ise ilgili kurum ve kişileri uyarmak oluyor. Erken uyarı çeşitleri; Öncelikli uyarı raporu (okul, hastane, fabrika vb.) ve Acil deprem uyarısı (halk) olmak üzere ikiye ayrılıyor.

Kenji Akiyoshi

IMV Corporation Japonya Termik ve Nükleer Santral Sistemlerinin Ölçüm Cihazlarıyla Donatılması Sorumlusu Kenji Akiyoshi de, sunumunda, Japonya deprem stratejisini oluşturan üçlü yapı üzerinde durdu. Özellikle hiç kimsenin boyutlarını öngöremediği bir felakete neden olan 1995 Kobe depremi sonrası Japonya’nın deprem güçlendirme stratejisinin yenilendiğini kaydeden Akiyoshi; deprem sırasında ve sonrasında kayıpları minumuma indirme hedefini taşıyan bir yaklaşım benimsendiğini söyledi. Erken uyarı sistemlerinden, sismik gözlem ağlarından ve deprem ölçüm cihazlarından oluşan bu üçlü yapının, birbirleriyle entegre çalıştığını belirten Akiyoshi; herhangi birinde yaşanacak bir aksaklığın diğeri tarafından telafi edilebildiğini, ideal bir bir sistemin de böyle olması gerektiğini aktardı. Özellikle endüstriyel yapılarda, baraj gibi su depolanan alanlarında, santrallerde felaketin boyutunun büyümemesi için erken uyarının öneminin altını çizen Akiyoshi, bu anlamda deprem gözlem cihazlarının hayati önemine vurgu yaptı.

Scroll to Top